Toprağın Ritmi, Sofranın Sürekliliği
Bir önceki yazıda insanın gıdayla kurduğu ilk bağdan söz etmiştik. Şimdi o bağın zamanla nasıl bir kültüre dönüştüğüne biraz daha yakından bakmak gerekiyor.
Toprak, insanı aceleye zorlamaz. Eken bekler, bekleyen öğrenir. Doğal besin kültürünün temelinde de bu bekleyiş vardır. Çünkü her ürün kendi zamanında anlamlıdır. Mevsim dışı olan, sadece takvimde değil; kültürde de eksiktir. Bu nedenle geleneksel sofralarda çeşit bolluğundan çok zaman uyumu dikkat çeker.
Anadolu’da tahılın merkezde olması bir alışkanlık değil, bir zorunluluğun kültüre dönüşmüş hâlidir. Buğdayın öğütülmesi, hamurun yoğrulması, ekmeğin paylaşılması… Bunların her biri gündelik bir iş gibi görünse de aslında toplumsal bir düzenin parçasıdır. Sofra, yalnızca yemek yenilen yer değil; hayatın paylaşıldığı alandır.
Geleneksel kullanım dediğimiz şey de bu düzenin içinden çıkar. İlkbaharda toplanan otlar, yazın kurutulan sebzeler, kış için hazırlanan erzak… Bunlar ekonomik tedbirler olmanın ötesinde, doğayla uyumlu yaşama çabasının göstergesidir. İnsan, doğayı dönüştürmeye çalışmadan önce onu izlemeyi öğrenmiştir.
Fermente ürünler bu izleyişin sonucudur. Sütün yoğurda dönüşmesi, buğdayın tarhanaya karışması, sebzenin turşu olması… Zaman burada bir araç değil, asli unsurdur. Acele edilen hiçbir şey kalıcı olmaz. Geleneksel mutfak bunu çok erken fark etmiştir.
Bitkiler ve mantarlar konusunda oluşan bilgi ise dikkat ve sınır bilinci üzerine kuruludur. Her yenilebilir olan hemen sofraya taşınmaz. Deneyim, gözlem ve aktarım süreci burada belirleyicidir. Bu yüzden geleneksel bilgi, rastgele değil; süzülerek oluşmuştur.
Bugün doğal beslenme üzerine yapılan tartışmaların çoğu, aslında unutulmuş bir ölçüyü yeniden arama çabasıdır. Oysa geçmişte bu ölçü zaten vardı. İnsan neyi ne zaman tüketmesi gerektiğini biliyordu. Çünkü üretimle tüketim arasındaki mesafe kısaydı; sofra ile toprak arasında kopukluk yoktu.
Belki de mesele tam olarak burada başlıyor. Doğal besin kültürünü konuşurken yeni bir sistem kurmaktan değil, var olan hafızayı hatırlamaktan söz ediyoruz. Çünkü bazı bilgiler ileri gitmek için değil; dengede kalmak için gereklidir.
Bir sonraki yazıda bu kültürün izini biraz daha yakından süreceğiz. Sofrada sıradan görünen tercihlerin ardındaki uzun zamanı, mevsimin sessiz etkisini ve kuşaklar boyunca aktarılan o görünmez bilgiyi konuşacağız. Çünkü bazı şeyler kaybolmaz; sadece dikkatle bakıldığında yeniden görünür olur.