Ramazan ayı, birçok insan için sadece yeme-içme düzeninin değil, günlük yaşam temposunun da değiştiği özel bir zaman dilimi. Sahur, iftar, ibadet saatleri ve uyku düzenindeki farklılıklar derken gün içindeki alışkanlıklarımız doğal olarak yeniden şekillenebiliyor. Bu değişim sürecinde fiziksel aktivite konusu da çoğu zaman geri plana atılabiliyor. Oysa Ramazan, yoğun ve yorucu egzersizlerin değil; bedeni yormayan, sürdürülebilir ve farkındalık temelli hareketlerin ayı olabilir.

Öncelikle şunu netleştirmek gerekir: Ramazan ayında herkesin spor yapması gibi bir zorunluluk yoktur. Fiziksel aktivite, kişisel sağlık durumu, yaş, günlük iş temposu ve bireysel tercihlere göre değişir. Buradaki temel mesele, “spor yapıyorum” demekten ziyade, gün içinde tamamen hareketsiz kalmamak ve bedeni nazikçe canlı tutabilmektir. Uzun süreli açlık ve susuzluk, özellikle günün erken saatlerinde yüksek tempolu aktiviteleri zorlaştırabilir. Bu nedenle Ramazan’da fiziksel aktivite denildiğinde akla ilk gelen şey; ağır antrenmanlar, yüksek nabızlı koşular ya da yoğun salon çalışmaları olmak zorunda değildir. Aksine, kısa yürüyüşler, hafif germe hareketleri, ev içinde yapılan basit mobilite egzersizleri bile bu dönemde oldukça anlamlı katkılar sunar.

İftar sonrası yapılan kısa yürüyüşler bunun güzel bir örneğidir. İftardan hemen sonra değil, sindirime biraz zaman tanıdıktan sonra yapılan 15–30 dakikalık hafif tempolu bir yürüyüş hem sindirim sürecine destek olabilir hem de gün boyu hareketsiz kalan kasların tekrar devreye girmesine yardımcı olur. Burada amaç kalori yakmak değil; bedeni rahatlatmak ve zihni tazelemektir. Sahurdan sonra ya da gün içinde ev ortamında yapılan hafif esneme ve nefes egzersizleri de Ramazan ayı için oldukça uygundur. Özellikle masa başında çalışan ya da uzun süre aynı pozisyonda kalan bireyler için boyun, omuz ve bel bölgesine yönelik basit hareketler gün içindeki gerginliği azaltabilir. Bu tür aktiviteler için özel bir ekipman ya da uzun süreler ayırmaya da gerek yoktur; birkaç dakikalık küçük molalar bile yeterli olabilir.

Ramazan ayında fiziksel aktiviteyi konuşurken en önemli noktalardan biri de kendini dinleyebilmektir. Bazı günler beden daha enerjik hissedebilirken, bazı günler daha fazla dinlenmeye ihtiyaç duyabilir. Bu dalgalanmalar son derece doğaldır. Böyle zamanlarda yapılması gereken şey, kendini zorlamak değil; bedene kulak vererek hareketin dozunu ayarlamaktır. Unutmamak gerekir ki fiziksel aktivite yalnızca bedensel bir kazanım değildir. Hafif de olsa düzenli hareket, zihinsel açıdan da rahatlatıcı bir etki oluşturur. Ramazan ayının manevi atmosferi içinde yapılan sakin yürüyüşler, bilinçli nefes çalışmaları ya da esneme egzersizleri kişinin hem bedeniyle hem de zihniyle daha dengeli bir ilişki kurmasına katkı sağlayabilir.

Sonuç olarak, Ramazan ayında fiziksel aktivite denildiğinde, “ne kadar yaptım?” sorusundan çok, “kendime uygun olanı yapabildim mi?” sorusu daha anlamlıdır. Küçük adımlar, kısa yürüyüşler ve hafif hareketler bile bu ayda beden sağlığını desteklemek için yeterli olabilir. Önemli olan, Ramazan’ın ruhuna uygun şekilde dengeyi koruyabilmek ve hareketi bir zorunluluk değil, kendine gösterilen bir özen olarak görebilmektir. Ramazan’da denge, bedenle kurulan bu sakin ve anlayışlı ilişkiyle anlam kazanır.