Siz hiç bir film izlerken tüm hücreleriniz ile hüzünlendiğinizi, empati duygunuzun tüm hislerinizin önüne geçtiğini ve ayarlarınızla oynadığını hissettiniz mi? Ben dün akşam filmi izledim ve bunları hissettim. İnanın bana, kalbinizi paramparça edecek bir filmle karşı karşıyayız. Bunu yaparken size o an acımayacak bir film: Hamnet.

Film; William Shakespeare’ın ünlü eseri Hamlet’i merkeze alıyor ve çoğu Hamlet uyarlaması gibi bunu yaparken tiyatro ya da opera kalıplarını değil, sinemanın gücünü kullanıyor. William Shakespeare ve Agnes Shakespeare’ın tanışma, âşık olma, aile olma, büyük bir kayıp, kayıp sonrası dibe düşüş ve iyileşme çabalarını anlatıyor…


Şiirsel anlatımı, sıkmayan sekansları, sinematografisi ve hikâye örgüsü bakımından yönetmen Chloé Zhao’nun mükemmel bir iş çıkardığını söylemek mümkün. Daha önce yönettiği Nomadland filmi gibi Hamnet’te de bir kadın oyuncu ön plana çıkıyor: Jessie Buckley. Bu ismi aklınızda tutun; zira oyuncunun 98. Oscar Ödül Töreni’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alacağı o kadar belli ki… Tıpkı daha önce Nomadland filmiyle ödül alan Frances McDormand gibi.

Paul Mescal’ın Shakespeare rolündeki mütevazılığı ise izlemeye değer.

Ve tabii ki müzikler… Film müzikleri, dönemin İngiltere’sinde geçen bu filme tam uyuyor ve sizi atmosferin içine çekiyor. Ancak özellikle final sahnelerinde yaylı çalgılarla filme eşlik eden On the Nature of Daylight parçası, dinlediğiniz anda hafızanıza kazınacak bir soundtrack oluyor.

Benim bu film için değerlendirmem: 8/10.

Son bir not; film bir Hamlet uyarlaması ama isminin neden Hamnet olduğunu merak edenler için küçük bir bilgi: Dönemin İngiltere’sinde Hamlet ve Hamnet isimleri birbiri yerine kullanılan isimlerdi.