Michael (2026) - Yönetmen: Antoine Fuqua

Bir film düşünün; biyografi gibi başlasın, YouTube’da izleyebileceğiniz bir konser ya da klip havasında bitsin. Michael tam da bu bağlamda bir izleme tecrübesi vaat ediyor izleyiciye. Bana hissettirdiği ise şu: Çok sevdiğiniz bir yemeği sipariş edip geldiğinde soğuk olması gibi… Hayal kırıklığı hissi verir ama para ödemişsinizdir ve yenebilir de…

Bence filmin ismi “Jackson Five” falan olmalıymış ki bu da ayrı bir eleştiri konusu başlı başına. Senaryo kısıtlı kalıyor ve arka planda yaşanan birçok olayın bilinçli şekilde izleyiciye aktarılmadığı hissi oluşuyor. Bakın, “aktarılamamış” değil “aktarılmamış” diyorum. Bunun nedeni de özellikle Michael Jackson’ın abileri ve babasıyla kurduğu 5 kişilik grup üzerinden bize yansıyan hayatının sadece bir kısmını görmemizi istemeleri. Çünkü film; ailesinin ve avukatının yapımcı olduğu bir film.

Ama bireysel performanslar ve oyunculuk hiç de kötü değil. Michael Jackson’ı canlandıran yeğeni Jaafar Jackson’ın oyunculuğu ve fiziksel benzerliği gerçekten etkileyici. Jaafar’ın babasının, Jackson 5 üyesi Jermaine Jackson olması ve Michael’ın abisi olduğunu düşündüğümüzde; filmin bir aile filmi olduğunu ve bazı meseleleri kendi aralarında konuşmak yerine film yaparak anlatmayı tercih ettiklerini anlamakta güçlük çekmiyorsunuz bir süre sonra.

Yönetmen Antoine Fuqua’ya gelirsek; bence aile filmi yapma konusunda iyi iş çıkarmış. Filmde kullandığı renk paleti, ışık ve sinematografi kayda değer. Kendisini ilk tanıdığım film ise Training Day olmuştu. O filmdeki gibi güçlü bir oyuncu kadrosu belki yok elinde ama Jaafar, bir nebze de olsa yönetmenin yükünü hafifletiyor.

Ve tabii ki müzikler…

Michael Jackson’ın tüm hit şarkılarını, özellikle “Thriller” parçasının doğuşunu, klibini ve satış başarısını çok iyi şekilde beyazperdeye aktarmışlar. Sonrasında ise 1988 Londra konserinde devasa bir kitleye söylediği “Bad” parçası da filmin öne çıkan performanslarından biri oluyor. Ama en başta da dediğim gibi, bunu yaparken biyografi filmi gibi başlayıp bizi YouTube’da konser izliyormuş hissine sokuyor film.

Son söz olarak; güzel vakit geçirmek istiyorsanız, Michael Jackson’ı özlediyseniz mutlaka izleyin. Ama Bohemian Rhapsody tarzında, Freddie Mercury’nin hayatını iliklerinize kadar hissettiren güçlü bir biyografi yapımı bekliyorsanız hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.